Eğitim Fakülteleri Profesör Öğülmüş’e emanet

Eğitim Fakülteleri Profesör Öğülmüş’e emanet

Eğitim Fakülteleri Dekanları Konseyi (EFDEK) Başkanlığına, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Öğülmüş seçildi.

Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi (EFDEK), her Eğitim Fakültesi veya Eğitim Bilimleri Fakültesi dekanının doğal üye olduğu bir platform olarak 2012 yılında oluşturuldu. Türkiye’deki 93 Eğitim Fakültesi’nin tamamının ihtiyaçları, istekleri, sorunları ve çözüm önerilerinin dile getirildiği platformda başkanlık görevini iki yıl sürdürecek olan Profesör Öğülmüş, “Eğitim Fakülteleri kendi mezunlarının mesleki gelişiminde ve hizmet içi eğitiminde daha fazla sorumluluk üstlenebilir” diyerek şöyle konuştu:

ÖNCELİKLİ HEDEF FAKÜLTELER ARASI KOORDİNASYON

“Ülkemizde öğretmen yetiştirme görevi 1982 yılında yükseköğretim kurumlarına verildi. Öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumları olan Eğitim Fakültelerinin programları da 2020 yılına kadar YÖK tarafından geliştirilmiş ve uygulanmak üzere fakültelere gönderildi. Ancak ilk kez YÖK 2020 yılında bu yetkisini devrederek Eğitim Fakültelerine belli sınırlılıklar çerçevesinde kendi programlarını kendilerinin belirleyebilmesine imkan tanıdı. Dolayısıyla Eğitim Fakülteleri 40 yıl aradan sonra ilk kez kendi programlarını yapma görev ve sorumluluğu üstlendi. Bu yetki devri ile birlikte bazı Eğitim Fakülteleri hemen kendi programlarını geliştirerek 2021-2022 öğretim yılında uygulamaya karar verdi. Bazı fakültelerde program geliştirme süreci devam etmekte, bazı fakültelerde ise bu aşamada çok küçük bazı değişikliklerle mevcut programların uygulanmasına devam etme eğilimi görülmektedir. Bu da aynı programın uygulandığı fakülteler arasında yatay geçişlerde bile sorun yaratabilecek farklılıklar olmasına yol açabilecek. Bu nedenle EFDEK olarak öncelikle ele almamız gereken konu, Eğitim Fakültesi programlarının geliştirilmesi sürecinde fakülteler arasında koordinasyonu sağlamak ve model program önerileri geliştirmek olacak. Tezli veya Tezsiz Yüksek Lisans programlarının geliştirilmesi de bu kapsamda ele alınacak.

MEZUNLARIN MESLEKİ GELİŞİMİNE KATKIDA BULUNABİLİRİZ

Ülkemizde öğretmen yetiştirme sistemini geliştirmek, özellikle teori ve uygulama bütünlüğünü sağlamak öncelik verdiğimiz diğer bir konu. Bu amaçla bir yandan Eğitim Fakültesi programlarında uygulama derslerinin saatlerini artırırken bir yandan da mevcut uygulamaların niteliğini artırmak yönünde çalışmalar yapılacak. Eğitim Fakülteleri kendi mezunlarının mesleki gelişiminde ve hizmetiçi eğitiminde daha fazla sorumluluk üstlenebilir. Fakültelerimiz belli bir model çerçevesinde kendi mezunlarını izleme çalışması yaparken aynı zamanda mezunlarının mesleki gelişimlerinde ve hizmetiçi eğitimlerinde sorumluluk alabilirler. Bu konuda MEB’le işbirliği protokolü yaparak çalışmayı planlıyoruz. COVID 19 salgınının ortaya çıkardığı koşullarda bu şekilde mezunlarımızın mesleki gelişimlerine katkıda bulunabiliriz. Öncelikli konularımızdan biri de, eğitim-öğretim ile ilgili konularda, alınan kararlarda ve uygulamalarda kamuoyunun Eğitim Fakülteleri tarafından bilgilendirilmesini teşvik etmektir. Kamuoyunda eğitimle ilgili konuların tartışıldığı ortamlarda en az eğitimci olmayan kişilerin görüşlerine yer verildiği ölçüde eğitimcilere de söz hakkı verilmelidir. EFDEK olarak bu konuda da farkındalık yaratmaya çalışacağız.

GÖNÜLLERİ KAZANAN ÖĞRETMEN

Ülkemizde uzun süreden beri çözüm bekleyen bir sorun, teorik bilgiye sahip olan kişi ile pratik bilgiye sahip olan kişinin farklı olması, teori ile pratiğin tek bir kişide bütünleştirilememesidir. Bizim her alanda teori ile pratiği kendi şahsında bütünleştirebilen “tam insan” yetiştirmemiz gerek. Buna öğretmenlik de dahil. Öğretmenlik insanla çalışmayı gerektiren bir meslek. O halde konu alanı ne olursa olsun, insan ilişkileri konusunda yetkin olması gerekir. Bunun için benim kişisel önerim, “Gönüller kazanan öğretmen” yetiştirmektir. Öğretmenler öğrencisinin, anne babaların, meslektaşlarının, yöneticisinin, kısaca ilişkide olduğu kişilerin gönlünü kazanmalı, gönül yıkan değil, Yunus’un deyişiyle gönüller yapan bir kişi olmalıdır. Sosyal etkileşimin giderek daha da sınırlandığı günümüz koşullarında bize insan olduğumuzu hatırlatması açısından da “Gönüller kazanan öğretmen modeli”ni önemsiyoruz.

4.05.2021 (Hürriyet)