Uzaktan Eğitim

Ş.Mehmet Kilitci

Uzaktan Eğitim

 

Uzun süredir ara verdiğim yazılarıma yeniden başlamak için oturdum bilgisayarın başına. Ancak ne yazacağıma dair en ufak bir fikrim de yok. Belki de bu kadar uzun süre ara vermemin sebebi yazacak bir şeyler bulamamamdır.

Yazmaya başlamadan önce, yazacağım konuyu hatta cümlelerimi planlar bilgisayarın başına öyle otururdum. Birkaç cümle yazdıktan sonra bırakır konu ile ilgili biraz daha düşünüp yapılması gerekiyorsa araştırmalar yapardım. Zorlanmadan cümleler arka arkaya dizilirdi. Ara verince yazma yeteneği köreliyor gibi. Gündemde yazılacak o kadar çok şey varken yazacak bir şeyler bulamamak da benim beceriksizliğim sanırım.

Hiç şüphe yok ki son dönemin en önemli konusu koronavirüsü olmuş durumda. Eğitim camiası açısından önemi ise koronavirüsü nedeniyle ara tatilin bir hafta uzatma ile erkene alınmış olmasıdır. Öncellikle bu konudaki kararın çok isabetli olduğunu ifade etmeliyim. Geldiğimiz noktada ülkemizin yaşadığı bunca sıkıntı içinde şuana kadar ki süreçte koronavirüsü ile ilgili çok başarılı bir mücadele yürüttüğümüzü ifade etmeliyim. Bu anlamda Sağlık Bakanlığını tebrik ve takdir etmek gerekiyor.

Bu sürecin en çok konuşulan konularından birisi de Uzaktan Eğitimin biçimi, faydası ve yapılabilirliği olmuştur. Öncellikle bir konuda net olmak gerektiğini ifade etmeliyim. Milli Eğitim Bakanlığı 20 Milyona yaklaşan öğrencisi, 1 Milyonu aşan öğretmeni ve yaklaşık 10 bin çalışanı ile dünyanın en büyük teşkilatlarındandır. Ayrıca bu devasa yapısına rağmen teknolojiye en hızlı ayak uyduran teşkilatlardandır. Örneğin e-okul, MEBBİS ve EBA dünyada örneğine az rastlanan yazılımlardır.

Bildiğim kadarıyla bu yazılımların tamamı Milli Eğitim Bakanlığının bünyesinde haftada 18 ek ders ücreti ile çalışan öğretmenlerin elinden çıkan yazılımlardır. Son dönem yazılımcılar alınmıştır belki ama ilk olarak bu yazılımların öğretmenler tarafından yazılıp tasarlandığını biliyoruz.

Bunları ifade etmemin sebebi yukarıda söylediğim gibi uzaktan eğitimin uygulanabilir olduğunu ve hatta Milli Eğitim Bakanlığının bu konuda dünyadaki en iyi teşkilatlardan birisi olduğunu düşündüğüm içindir.

Diğer taraftan dün bir haber kanalında ve sosyal medyada dillendirilen bir konu ile ilgili düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle çalışan anne-babalar, çocuklarının derslerden geri kalacağıyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığını eleştiren ifadeler kullanıyorlar, bu insanlar sanırım konunun ciddiyetini kavrayamamışlar. İnsanların hayati tehlikesinden söz ediliyor, bunlar ders diyorlar. Eğer konu ile ilgili farklı bir çözüm öneriniz varsa buyurun söyleyin, uygulayalım. Ancak sadece konuşmuş olmak için, konuşmanın anlamsızlığı içinde, kendinizi rezil ediyorsunuz.

Tabii ki örgün eğitimden aldığımız verimi beklemiyoruz. Ancak başka çare de olmadığı için çocuklarımızın bu ara süreci verimli geçirmesinde ailelere çok büyük görev düşüyor. Özellikle sınavlara hazırlanan çocuklarımızın bu süreci boş geçirmemesi tavsiyemizdir. Konu tekrarları yapmaları, bol bol soru çözmeleri ve kitap okumaları sınav sürecinde kendilerine çok büyük katkı sağlayacaktır.

Süreç nereye kadar gider kestirmek zor ancak bir gerçek var ki dünyada hastalığın bu kadar hızlı yayılmasının en büyük nedeni, yapılan işlerin ciddiye alınmaması olduğu hepimizin malumu. Bu yüzden konuyu bu şekilde ele almak belki de ülkemiz ve insanımız adına bir felaketin önüne geçecektir. Gerekli tedbirleri aldıktan sonra ancak takdir Allah’ın diyebiliriz.

19.03.2020 (Ş.Mehmet Kilitci)

DİĞER YAZILAR

HER ŞEY BİR HAYAL İLE BAŞLAR

YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Bir tramva olarak aile

Öğretmene şiddet

Eleştirilerinizi bize, memnuniyetinizi dostlarınıza bildiriniz

Eğitimde Niteliğin Artırılması Projesi: GENAP çalıştayı

Akademik başarı mı?

Öğretmenlikten Ders Memurluğuna

Yazmak