Öğretmenlikten Ders Memurluğuna

Ş.Mehmet Kilitci

Öğretmenlikten Ders Memurluğuna

Yeni bir eğitim öğretim dönemine başladık. Bu başlangıç da her başlangıç gibi gerçek eğitimcileri heyecanlandırmakta. Zira yine yeniden güzel işler yapabilme heyecanıdır, gerçek eğitimcileri diri tutan. Merhum Mehmet Akif İNAN’ın: “Her eylem yeniden diriltir beni, nehirler düşlerim göl kenarında” sözü hep kulağımda. Her eylülde yeniden diriliriz bizler. Eylüller yeni eylemlerimizi hayata geçirmek için yeni bir başlangıçtır, bizler için. Eylüller bizim öğrencilerimizle buluşma zamanımızdır. Bir eylül gününde yine siz kıymetli okurlarımızla ve öğrencilerimizle buluşmanın heyecanı ile yeniden buradayız.

Geçtiğimiz hafta bir sosyal medya platformunda bir ankete rastladım. Ankette “Öğretmenlerin; okulda yıkama, boyama gibi işlerle uğraşması öğretmenlerin “muallim(alim olan)” toplum önünde prestij kaybetmesine neden olur mu?” sorusu dikkatimi çekti. Soru cümlesinin yazılış biçimi anketi hazırlayan kişinin, bu işlerle uğraşan öğretmenlerin prestij kaybettiğini düşündüğünü göstermekte. Dolayısı ile soru cümlesi de yönlendirme içermektedir. 

Öncelikle okullarında boya ve temizlik işlerini yapan öğretmenler, bu işleri gösteriş olsun diye yapmıyorlar. Okulun maddi imkânlarının yetersiz olması dolayısıyla yaptıklarını söyleyebiliriz. Zira bu öğretmen arkadaşların görev yaptığı okullar ya köy okulları ya da kenar semtlerde bulunan okullardır. Merkezi semtlerdeki öğretmenlerin bu tür bir şeyler yaptığına pek şahit olanımız yoktur. Çünkü bu okulların maddi problemleri yoktur.

Gelelim bu tür işler öğretmenlik mesleğine değer kaybettirir mi, sorusuna. Türkiye’de köy enstitüleri diye gerçek vardı. Buralarda yetiştirilen öğretmenler her işten anlayacak şekilde yetiştirilirlerdi. Okullarına gittiklerinde yerin göre boyacılık yerine göre suculuk yaparlardı. Çünkü bu öğretmenlerin atandığı yerler genellikle kırsal bölgelerdir. Bu kırsal bölgelerde öğretmenler, okullarını eğitim öğretime hazırlamak adına her türlü fedakârlığı yaparlardı. O öğretmenlerimizin, yaptıkları bu fedakârlığın; öğretmenlik mesleğinin değerine değer kattığını söyleyebiliriz.

Peki öğretmenlik mesleği prestij kaybı yaşıyor mu, yaşıyorsa neden yaşıyor? Bir prestij kaybının yaşandığını sosyal medyadaki ve toplumdaki paylaşımlara bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak bu prestij kaybının nedenlerine dair yazılabilecek çok cümle var. Bu cümlelerin içinde en çok üzerinde durulması gereken cümle öğretmenlerin kendi mesleki prestijlerine verdiği zarardır. Özellikle bu cümleden hareketle söylüyorum. Öğretmenlik,  dayanışmanın en az olduğu meslek gruplarının başında gelmektedir. Öğretmenlerin bir yılda maruz kaldığı şiddet olaylarının diğer meslek gruplarına göre oranları oldukça yüksek olmasına rağmen öğretmenler bu konuda ortak bir tavır koyamamışlardır. Ortak tavır koyma iradesini göstermediğimiz müddetçe mesleki olarak prestij kaybına devam edeceğiz. 

Tabi bu konu üzerine yazılabilecek çok cümle var. Bu cümlelerin her birinin okkalı ve uzun cümleler olduğunu ifade etmeliyim. Öğretmenlerin bu prestij kaybında siyasal iktidarların, medyanın, toplumun vb. etkisi altında olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Ancak tüm bunların yanında belki de vicdanları en çok rahatsız eden konuların başında öğretmenlerin meslektaşlarına karşı olan vefasızlığıdır.

MEHMET GÜLSOY

Geçtiğimiz hafta Gaziantep’te yıllarca Toplam Kalite Yönetimi’nin yükünü çekmiş, Mehmet Rüştü Uzel başta olmak üzere birçok okulda yöneticilik yapmış Mehmet GÜLSOY abimizi kaybettik. Cenazesi İslahiye’nin Kozdere köyünden kalktı. İnsan orada İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden bir yöneticiyi görmek istiyor. Eski Müdürlerini görmek istiyor. Göremeyince de üzülüyor. Şüphesiz hayat telaşesi içinde gözden de kaçmış olabilir. Mesela Adana’da bu konular için özel bir ekip görevlendirildiğini duymuştum. Bu tür bir uygulama yapılabilir.

Özet olarak; Öğretmenin okulunu yıkaması, boyaması ona değer kaybettirmez. Zira bunu öğrencilerine daha iyi bir eğitim ortamı hazırlamak amacıyla yapıyor. Bizler ders memuru olmak için değil öğretmen olmak için yetiştirildik.

20.09.2019 (Ş.Mehmet Kilitci)

DİĞER YAZILAR

Eğitimde Niteliğin Artırılması Projesi: GENAP çalıştayı

Akademik başarı mı?

Yazmak

Benim babam iyi adammış-2

Benim babam iyi adammış-1

Öğretmenliği yeniden tasarlamak

Eğitimin görünmez neferleri: AR-GE birimleri

Gaziantep eğitimi

Gaziantep eğitimi